ALACA sıf. Çok sayıda renkleri ve desenleri birbirine karımış, açıklı koyulu: Su anaları açıklı koyulu, alaca halkalarını çözerek çürümüş ağaç gövdeleri arasına dalıp giderler (F. R. Atay). || Bir renk zemini üzerinde başka renkten lekeleri olan: alaca inek. Alaca üzüm. || Ben, benek, leke: Üzümlere alaca düşmüş. || Mec. Kötü, bulanık, karışık huy: Çin ahalisinin sıhhat ve afiyetini, neslinin istikbalini muhafaza için afyonu menedince birden kuduruyorlar, bütün alacalarını ortaya çıkarıyorlar (Ömer Seyfeddin). || Huy, karakter: İnsanın alacası içinde, hayvanın alacası dışında (Atasözü).
— ÇEŞ. DEY. Alaca bıtlaca, karmakarışık renkli: Alaca bulaca desen. Alaca bulaca kumaş. || Alaca karanlık, güneş doğmadan ve batmadan önceki yarı aydınlık (fecri kâzib, subhı kâzib). || Deli alacası, karmakarışık, renkleri birbirine uymayan, akıllı işi olmadığı intibaını veren.
— Ask. tar. Alaca bayrak, bazı yeniçeri bölüklerine verilen ad. Bk. ANSİKL.
— Biyol. Alaca, memeli hayvanların derisi üzerinde meydana gelen lekeler. (Bu lekelerin veraset yoluyle meydana gelmesi çeşitli etkenlere bağlıdır.)
— Bot. Alaca, çiçeklerin ve yaprakların türlü türlü renkler almasına yol açan olayın adı. (Veraset sonucu veya virüslü hastalıklarda meydana gelir. Alaca, bitkilere daha çok dayanılmazlık verir.) || Alaca menekşe, hercai.
— Dokumc. Alaca (ala, alaca, alıca, aleca da denir), pamuk ve ipek karışımı veya yalnız pamuktan dokunan bir cins kumaş: Yırtmaçlı Üsküdar alacası üstünde, belinde sal... (Ahmed Rasim). || Alaca çorap, çok renkli yün ipliği ile örülen uzun konçlu çorap.
— İnş. Alaca mermer, ufalanmış hayvan kabuklarından meydana gelen bir çeşit mermer (Avrupa'da XVII. yy. dan beri binaları süslemek için kullanılmaktadır).
— Teşk. tar. Alacaklar (veya alacacı esnafı), alaca adlı kumaşı dokuyanlar. Bk. ANSÎKL.
— Vet. Alaca, kırmızı ve kırçıl tüylü at. || Alaca don, at ve sığırların beyaz ve koyu renklerle beneklenmiş sırtı.
— Zır. Alaca, bitki yapraklanndaki yer yer beyaz lekeler.
— ANSÎKL. Ask. tar. Alaca bayrak, Osmanlı hükümdarlarının muhafız birlikleri olan kapıkulu süvarilerini (sipahiler) teşkil eden altı bölükten üç süvari bölüğüne verilen unvan. Kapıkulu süvarilerinin başı olan Sipahi bölüğü, taşıdıkları bayrağın renginden dolayı Kırmızı Bayrak diye adlandırılırdı. Yine böyle bir sebeple Silâhtar bölüğüne Sarı Bayrak; Sağ Ulufeciler bölüğüne de Yeşil Bayrak ünvanı verilmişti. Geri kalan üç süvari bölüğüne ise (Sol ulufeciler, Sol garipler ve Sağ garipler) iki renkli bayrak taşıdıkları için Alaca Bayrak denilmekteydi. Sol ulufeciler kanun gereğince Galatasaray, İbrahim Paşa ve Edirne saraylarında veya büyük kumandanların yanında çalışmış, başarı göstermiş ve veledeş adı verilen kapukulu süvarilerinin evlâtları arasından veya Enderun'dan seçilirdi.
— Teşk. tar. Alacacılar (veya alacacı esnafı), cbkı istanbul'un Yenikapı, Aksaray. Fatih çizgisi ile surları arasında kalan bölgede, orta halli esnaf mahallelerinde çok sayıda alaca dokuyan tezgâh vardı. Bu tezgâhlar, o zaman Bedesten esnafı olan alacacılar hesabına Hint, Şam, Tire alacası taklidi kumaş dokurlardı. Evliya Çelebi'ye göre XVII. yy. ortalarında İstanbul'da yetmiş dükkânda yüz alacacı esnafı çalışmaktaydı. Esnaf alaylarında bunlar, peşte male ila r ve bezircilerle beraber, tezgâhlarını arabalar üzerine yerleştirerek ve yollarda alaca dokuyarak törenlere katılırlardı.