Kadın Ve Erkeğin Müşterek Vazifeleri
Kadın ve erkeğin müşterek yetmişten fazla vazifesi vardır. Bu bölümde altısı izah edilecek ve diğerleri de yerinde açıklanacaktır. Ekek ve kadından her biri –namusu zedelememek şartıyla- din ve inancında hürdür. Kadının hiç bir vazifesi olmasa bile, onun mürebbiliği ve maullimeliği kendisi için kâfi bir şereftir. Kadının aslı, erkek olduğu içindir ki, -genel olarak- kadının erkeğe meyli, erkeğin kadına meylinden daha fazladır. Yine bu hikmete dayalı olarak, erkek de kadına ısınır ve onda sükûn bulur.
1. Kadın da, erkek de itikadında hürdür. Bu hususta birbirlerine zor ve baskı uygulayamazlar.
Nûh ve Lût aleyhisselâmın hanımlarının kendilerine iman etmediklerini Kur’ân-ı Kerîm bize haber vermektedir. Bu haber, hanımı mü’mine olmayan erkekler için bir tesellîdir. Aynı şekilde, Fir’avn’ın hanımı da iman etmiş ve O’nun zulmüne uğramıştı. Bu da, kocası mü’min olmayan hanımlar için bir teselli teşkil etmektedir. “Kadın islâmda esirdir” diyenlerin sözleri son derece yanlış ve haksızdır.Bu olsa olsa islâmı bilmemek ya da islâm düşmanlığından kaynaklanmaktadır. Müslüman olduğu halde eşine zulmedenlere gelince, onların bu davranışı bu çevrelerin fikirlerine kapılmalarından kaynaklanmaktadır.
2. Düşüncede de kadın ve erkeğin müşterek görevleri vardır.
Bunu da Süleyman aleyhisselâm ile Belkıs’ın hikâyesinde bulmak mümkündür. Kadın, fikrini açıklamakta erkek gibi hürdür. Ancak reislik ve hüküm erkeklere aittir. Cumhûr-u ulemâ, hukukî konularda hüküm erkeğe aittir diye hükmetmişlerdir. Bunun dışında kadın, siyasî işlerde fikrini beyan etmekte, inancını ortaya koymakta, sahip olduğu mallardaki tasarrufunda, şahit veya müsteşar olmakta erkek gibi hürdür. Ancak, hukukî konularda tek başına hüküm edemez.
3.Erkek ve kadın fazileti kazanma vazifesinde de müşterektirler.
Yani takvâ üzere yaşayan, hayır işleyen kadın da tıpkı erkek gibi ecir kazanır, velî olur. Ancak, kadından Peygamber gelmemiştir. Fazileti kazanma aslanlığında kadın, erkek aynıdır. Aslan, aslandır!
4. Malî cihad yapmak erkek ve kadına eşit bir vazifedir.
Yalnız, kadın çok kıymetli ve korunmaya değer bir varlık olduğu için ve namusu, haysiyeti söz konusu olduğundan dolayı canla cihad yapamaz. Aksine, gerektiğinde onun için cihad yapılır.
5. Kazanç vazifesi de kadın ve erkek için müşterektir.
Kadının kazancı kendisinin mülküdür. Erkeğin buna müdahele hakkı yoktur. Ola ki, kadının rızasıyla olursa.
6. Mirası paylaşmak hususunda da –bazı istisnâlar dışında- kadın ve erkek müşterektirler.
İslâm kadına hak vermemiştir diyenlerin sözleri bu altı madde ile red olunmaktadır! Böyle söyleyenler altı hususta hata etmektedirler. Birincisi, müslüman bir erkeği gayr-ı müslim bir erkekle kıyaslamaktadırlar. İkincisi, hürriyeti elinden alınmış ve çalışmak mecburiyetinde bırakılmış –esir- bir kadınla, hür bir kadını aynı ölçüye koymaktadırlar. Üçüncüsü, kadının beden yapısı olarak erkekten zayıf ve noksan olarak yaratıldığını görmezlikten gelmektedirler. Dördüncüsü, islâmın kadınlara verdiği hakları görmezlikten gelmekte veya inkâr etmektedirler. Beşincisi, kadınlık kabuğunda gizlenmiş olan namus cevherinin hakîkatini kavrayamamaktadırlar. Altıncısı da, kadın ve erkeğin cazibe kanunlarını, her birinin kendine mahsus his ve kavrayış kabiliyetlerini anlamamaktadırlar.